TARİH: 13 Mayıs 2005
GAZETE/DERGİ: Birgün
Satıcının ölümü, yönetmenin doğumu
Yönetmen: Pablo Berger Oyuncular: Javier Cmara, Candela Pena, Juan Diego. Malena Alterio Türü: Komedi Ülke: Ispanya-Danimarka
1970’ler yokluk yıllarıydı… Sinemalar en pespayesinden seks filmleriyle doluydu ve sık sık okulu kırdığımızdan bu filmlerle istemediğimiz kadar çok haşır neşir olurduk. Gerçekten o yaşlarda bile çekilir şeyler değillerdi. Bu filmlerin ilk örneklerinden biri sanırım “Helga Sevişiyor”du. Öğretici bir havada çekilen ve sonradan bir diziye dönüşen bu Alman filminin asıl derdi de algılanış biçimi de farklıydı. “Büyük Yönetmen” işte bu bilimsellik kalkanı altında yapılan soft-porno filmler dönemine bir bakış atıyor.
1973’te İspanya Franco diktatörlüğü altındayken Alfredo (Javier Camara) seyyar ansiklopedi satıcılığı yapmaktadır. Asansörlerin sıklıkla bozuk olduğu apartmanlarda kapısını çaldığı kapılar artık hep yüzüne kapanmaktadır. İspanya İç Savaşı’na dair resmi tarihi vaz eden ve yanında hediyesi bedava bir de altın kaplama Franco büstü olan ansiklopedilere kimse yüz vermemektedir. Sadece Alfredo değil bütün satıcıların durumunun aynı olması yayınevi sahibini yeni arayışlara yöneltir. Bir motelde yapılan toplantıda artık Danimarka menşeli bir cinsellik ansiklopedisi pazarlayacaklarını ve yanında da “eğitsel” amaçlı filmler dağıtacaklarını müjdeler. İşin püf noktası ise bu filmleri bizzat satıcıların kendilerinin çekecek ve içinde kendilerinin oynayacak olmalarıdır. Mazbut Alfredo ve hayatta bir çocuk sahibi olmaktan başka hayali olmayan karısı Carmen (Candela Pena) kısa sürede bu fikre ısınırlar. Aslında başka çareleri de yok gibidir. Reddetmeleri halinde Alfredo’nun yeni bir iş araması gerekecektir. Karı koca film çekimi üzerine kısa bir kursa girdikten sonra ev yapımı
porno filmlerinin üretimine başlarlar. Alfredo kendindeki yönetmenlik damarını keşfederken, Carmen de duruma ayak uydurur. Filmler İskandinav piyasasında büyük hit olurken, Carmen de yine oralarda aranan bir soft-porno yıldızı statüsüne yükselir. Filmin bu bölümde yakaladığı komedi tonu oldukça sevimli, özellikle de tüpçü (Erkan Goloğlu’na selam) fantezisi sahnesi Ramize Erer’in tüpçü fantezili çizgi bantlarını hatırlatması babından ayrıca keyifli.
Alfredo ile Carmen bir yandan nafile çocuk yapma çabalarını sürdürüp bir yandan film çek meye devam ederken, Alfredo daha ciddi filmler yapmanın düşünü kurmaya başlar ve bir senaryo yazar. Ingmar Bergman’ın “Yedinci Mühür”ünden izler taşıyan bu filmini çekme olanağını da bulur. Ama piyasa koşullarını gözeten patronu filme müdahale edecektir. Bergmar’ın tiye alındığı bu sahnelerde de hoş yanlar bulunsa da filmin tonu komediden çok, drama kayar. Yine de her şey olabildiğince hafif geçiştirilir ve bir Bergman filmi ağırlığının yanına bile yaklaşılmaz.
“Büyük Yönetmen” sonuçta nostaljik tatlar içeren, 70’leri başarıyla yeniden canlandıran, fazla bir şey beklemeden izlenirse keyif alınabilecek bir film. Javier Camara ve Candela Pena’nın oyunları da ayrıca övgüye değer.