TARİH: 24 Mart 2007
GAZETE/DERGİ: Birgün
Hıncal Uluç ne filmi ne de benim yazdıklarımı hiç anlamamış. Şimdi merak ediyorum Boyce’un analizine neresiyle gülecek?
Büyük bir gazetenin ünlü bir köşe yazarı ‘300 Spartalı’ filmi üzerine görüşlerini belirtmiş. Entel eleştirilere bakmayın demiş. “Faşist film” diyen birine ise “poposuyla” güldüğünü söylemiş “Bizim entel” yani eleştirmen ‘yuvarlak kafasındaki sivri zeka’ ile olayları günümüze taşımış ve “Leonidas Bush, Zerhas Ahmedinecat’tır demeye getirmiş. “Kızmasınmış” ama o eleştirmen yine de.
Bu yuvarlak kafalı, sivri zekalı eleştirmen kim ola ki? Ben miyim acep? 300 Spartalı’ya ırkçı diyen meslektaşlarımın sayısı az degil (Alin Taşçıyan, Uğur Vardan, Şenay Aydemir, Uğur Kutay vb.) ama galiba faşist sıfatını ben kullandım bir tek. Madem taraflardan biri çok belli, diğerinin de adını verelim o zaman. Söz konusu yazarın adı Hıcal Uluç. Kızmamamı söylemiş ama tabii ki kızdım. Çünkü Uluç’un yazısı, zekâmdan kafamın biçimine her şeyimi aşağılamış. Onun seviyesine inmeyeceğim.
Uluç’a yanıt teğmenden
Uluç’un yazısına cevabı şimdilik Amerikan Donanmasının bir teğmenine (2nd Lt.) bırakacağım. Teğmenin adı Patrick Boyce. Yazının tamamı http://216.116.230.75/stories/0315 07/quantico sentry_27969.shtml adresinde bulunabilir. Söz konusu adres DCmilitary.com adlı sitenin, Quantico Sentry adlı donanma gazetesinin içinde yer alıyor.
Uluç’la Boyce’un ortak yanları filmi beğenmiş olmaları. Farkları ise Boyce’un filmi anlayarak, Uluç’un ise anlamayarak beğenmiş olması. Boyce’un yazısının başlığı “Muhteşem Ama Faşist Bir Sanat Eseri”. Boyce yazısında filmin ve filme kaynaklık eden resimli romanın tarihsel gerçeklere uyma çabasında olmadığını ama “Sparta’nın savaş ilkelerinin Amerikan birliklerinin ideoloji ve ahlakına ışık tutmaya devam ettiği”ni söylüyor. II: Dünya Savaşı’nın “Git Deniz Piyadelerine Söyle” sloganının Termopil Savaşı’nın yapıldığı yere konulan kitabeden esinlendiğini, Alexander Pressfield’in Spartalıları konu alan romanı “Ateş Kapıları”nın subayların okuma listesinde yer aldığını belirtiyor.
Şüpheye mahal vermiyor
Boyce’a, göre bunlar tesadüf değil. Yani Amerikan ordusu kendisine Spartalıları örnek almakta. Termopil Savaşı’nın özünde ideolojik bir çatışma taşıdığını ve filmin bunu yansıttığını söylüyor Boyce. Spartalılar, eğer savaşı kaybederlerse Batı düşüncesinin açmakta olan filizleri, özellikle de bireycilik, bilim ve yurttaş kavramı yaşayan her şeyi kendi iradesi altına alıp ezmeye çalışan bir imparatorca yok edilecekmiş. Pers İmparatoru Zerhas’a göre yurttaş yoktu sadece kendisine hizmet eden köle milletleri vardı, demiş Teğmen Boyce.
Sonra eklemiş: “Hem görsel estetiği hem de içerdiği temalarla “300 Spartalı’ şüpheye mahal vermeyecek bir biçimde faşist bir film. Leni Riefenstahl’ın Nazi yanlısı ‘Olympia’sına (1938) olduğu kadar Günah Şehri’ne de çok şey borçlu. Milli zafer uğruna kendini feda etme gibi kavramlar kutsanıyor ki ‘Iwo Jima’dan Mektuplar’ gibi filmler bu mevhumların dibini oymuştu. Bir filmin faşist olması illa da kötü bir şey değildir, bir sanat eserinin faşist nitelikte olması bir değer ifade etmek zorunda değildir, farkında olunması gereken bir şeydir.”
Boyce’a göre ‘300 Spartalı’ kesinkes faşist bir film ama faşist demek kötü demek değil. Boyce şunları da söylemiş: “300 Spartalı’ gibi bir film tarihi değil daha çok kendimizi nasıl görmek istediğimizle ilgilidir. Leonidas’ın karısı Gorgo, eşikteki tehlikeye karşı şehir meclisini uyarıp, harekete geçmeye çağırır ve “özgürlük bedelsiz değildir” derken Amerikan Kongresi’ne de hitap ediyor olabilirdi. Leonidas adamlarına özgür bir yeni dünya düzenini savunduklarını söylüyor. Kişisel özgürlüğe dayalı bu düzen orta-doğulu düşmanlarının arkaik ve baskıcı batıl inançlarının karşısındadır.”
Boyce ‘300 Spartalı’ gibi filmlerin giderek karmaşıklaşan dünyamızı anlamamıza yardımcı olduğunu da söylüyor.
Amerikalı Teğmen Boyce filmin mesajını, bugüne dair söylemeye çalıştıklarını, ideolojik konumunu çok iyi anlamış ve benimsemiş. ‘300 Spartalı’ onun için nihayetinde iyi bir film. Faşist demek de kötü demek değil zaten.
Boyce da sivri zekâlı biri mi?
Hıncal Uluç ise ne filmi ne de benim yazdıklarımı hiç anlamamış. Yazısının tutar tarafı yok ama o yazıyı belki başka bir zaman ele alırım. Şimdi merak ediyorum Boyce’un analizine neresiyle gülecek Hıncal Uluç.
Öyle ya bu filme faşist demek, bugünle alakasını kurmak sivri zekâlılıktı, popoyla gülünecek bir şeydi. Benimle tam tersi değer yargılarına sahip Donanma Basın Sözcüsü (umarım rütbe ve unvanları yanlış tercüme etmiyorumdur) Boyce da sivri zekalı biri mi?