TARİH:  24 Mart 2007

GAZETE/DERGİ: Birgün

Kıyamet, şimdi ve daima 

Orijinal Adı: Apocalypto Türü: Aksiyon-Macera-Romantik Ülke: ABD 

Mel Gibson bir film yapınca hemen alarm zilleri çalıyor bakalım yine ne ırkçı haltlar karıştırmış diye teyakkuza geçiyoruz. “Apokalipto “yu bu gözle izledik ama açıkçası Gibson’ın bu kez ne anlatmak istediğine filminden yola çıkarak vakıf olamadık. Tamam, röportajlardan ve filmin başındaki alıntıdan biliyoruz ki Gibson, Maya Uygarlığı’nın çöküşüyle bugünün Amerika’sı arasında paralellikler kuruyor. Amerika’yı da çökmekte olan bir imparatorluk olarak görüyor. Derdi Mayaların öyküsünü anlatmak filan değil ve zaten tarihsel gerçeklere pek takılmıyor. Yüzlerce yıl önce çökmüş büyük Maya kentlerini İspanyolların gelişine kadar yaşatması derdinin başka olduğunu gösteriyor. Yoksa elbette Gibson filmi çekmeden önce Maya tarihi hakkında bilgilenmiştir. İyi ama ne anlatıyor Mel? Şehirlerin bir yozluk ve vahşet kaynağı olduğu, çekirdek aile ve doğaya dönmek gerektiğini mi? Olabilir. 

Önce ormanda yaşayan ilkel bir Maya kabilesi görüyoruz. Bu Maya kabilesi, avlanıyor, eşek şakaları yapıyor ve mutlu mesut geçiniyor. Sonra birgün şehirden insan avcıları gelip kabilenin erkeklerini alıp götürüyor. Tapınaklarda kurban edilmeye götürülen tutsaklardan Jaguar Pençesi, astronomi uzmanı Mayaların hesaplarından kaçan bir güneş tutulması sayesinde serbest kalma şansını yakalıyor. Ama bunun için büyük bir mücadele vermesi gerekiyor. Doğrusu kötülerin çoğu zaman karikatürleştiği “Apokalipto” bol kanlı yapısına rağmen ilgi ve merakla izleniyor. Gibson’ın tempoyu düşürmediği ve başarılı bir macera filmi çektiği söylenebilir. ‘Apokalipto’ uzun süre hatırlanacak bir film değil fakat. Sıkmayan ama kalıcı bir etkisi de olmayan bir film.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2020 -CuneytCebenoyan.com