TARİH:  16 Nisan 2004
GAZETE/DERGİ: Birgün

Bu hafta bir biçimde faşizmi konu alan iki film birden gösterime giriyor. ‘Şeytana Karşı” bu filmlerden daha başarılı olanı. Filmin kahramanı lise son sınıf öğrencisi Erik Ponti (Andreas Wilson), evde üvey babasının şiddetine maruz kalır. Annesinin desteklemediği ama engel de olmadığı bu şiddet Erik’i kavgacı bir tip haline getirir. Bu da okuldan atılmasına neden olur. Anne bu kez evden bazı eşyaları satarak, Erik’i aristokratların ve burjuvaların çocuklarının okuduğu yatılı bir okula gönderir.

AVRUPA’DA FAŞİZM 

Erik sınıfsal olarak bu okula ait değildir ama önünde başka seçenek de kalmamıştır. Ya burayı bitirip, üniversiteye devam edecektir ya da bu şansını tümden yitirecektir. Ama okulda tam bir faşist düzen sürmektedir. Büyük öğrenciler küçükler üzerinde her tür şiddeti uygulayabilmektedir ve okul yönetimi de bu yönetim tarzını desteklemektedir. Okulda hâlâ Aryan ırkının üstünlüğünü savunan hocalar vardır zaten; sosyal demokrat olanları da her zamanki konumları olan iyi kalpli iktidarsızlar rolünü oynamaktadır. 

Avrupa’da faşizm savaşla birlikte sona ermemiştir ve Erik onurunu kurtarma konusunda yalnızdır. Hem baskılara boyun eğmemeye çalışacak hem de okuldan atılmasına neden olacak davranışlara girmekten kaçınacaktır. Ama okulda çalışan hizmetçi bir kızla ilişkiye girdiği öğrenilince Erik kapı dışarı edilir… 

BİR TÜR RAMBO 

Jan Guillou’nun otobiyografik romanından uyarlanan filmin Oscar’a aday gösterilmesinin nedeni muhtemelen Hollywood’un cok sevdiği bireysel kahraman temasını yenilemesinden kaynaklanıyor. Erik sonuçta, Rambo ve Rocky gibi kahramanlardan çok farklı bir noktaya düşmüyor. O da başta eziliyor, tek başına mücadele ediyor ve bir tip süper kahraman olarak da sonunda kazanıyor. Bir öğretmeninin tanımlamasıyla Aryan ırkının üstün özelliklerine sahip olması faşist aristokrat öğrencilere karşı savaşında galip çıkmasını sağlıyor. 

BİR DÖNEMİN İSVEÇ’İ 

Film sonuçta, bir yanıyla düzene karşı olmasına rağmen, çok da uzağına düşmüyor. Yönetmen Mikael Hafström’ün bu filminin ardından Hollywood’a davet edilmesi ve kariyerini orada sürdürmeye karar vermesi de filmin duruşuyla uyumlu. Yine de ‘Şeytana Karşı” bir dönemin İsveç’i hakkında gösterdikleriyle ve öyküsünü sıkmadan anlatmasındaki başarısıyla görülmeyi hak ediyor. Ayrıca hizmetçi kız Marja’yla (Linda Gylenberg) Erik arasındaki romantik ilişki keşke daha ayrıntılı anlatılsaydı dedirten, tadı damakta kalan bir inceliğe sahip. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2020 -CuneytCebenoyan.com