TARİH: 13 Ağustos 2004
GAZETE/DERGİ: Birgün
SYLVIA; Yönetmen: Christine Jeffs; Oyuncular: Gwyneth Paltrow, Daniel Craig, Jared Harris; Türü: Dram; Ülke: Ingiltere 2003
Sanatçıların özel hayatı neden bizi bu kadar çok ilgilendirir? Çok ender olarak onların hayatları hakkında bildiklerimiz eserlerini bizim için daha anlamlı kılar. Aksine hayran olunan kişiyle tanışmak çoğunlukla hayal kırıklığına yol açsa da bu hayatları öğrenme güdümüze engel olamayız. İlgi alanlarımız ve entelektüellik düzeyimize göre bu merakımızı ya televizyon magazin programları ya da belgeseller ve “Sylvia” gibi biyografik filmler, kitaplar vs. ile gidermeye çalışırız. Ama tatmin olmak genellikle mümkün değildir. Bir şeyler eksik kalır, birileri gerçeğin çarpıtıldığını ileri sürer, bir sürü soru baki kalır.
“Sylvia” filmi de Sylvia Plath (Gwynneth Paltrow) ile Ted Hughes’un (Daniel Craig) ilişkisini anlatmaya çalışıyor. Adımlarını dikkatli atmaya çalışan, mutlak yargılardan kaçınmaya çalışsa da eli mecbur bazı yorumlarda bulunan bir biyo-film ”Sylvia”. Ted Hughes, Sylvia’yı aldatmış ve
Demirelvari bir vurdumduymazlık içinde, “Yaptıysam ben yaptım” tavrındadır. Sylvia hem mesleki hem de cinsel kıskançlık içinde kıvranıp nihayetinde intihar eder ama yine de tek suçlu Hughes gibi görünmez.
Ted ve Sylvia iki çocuk yapmıştır ama Ted çocuklarıyla hiç ilgilenmez ve Sylvia’ya sevgilisini terk edememesini kadının hamile olmasıyla açıklar. Sylvia da sadece hayatta kalmalarıyla ilgili gibidir çocukların. Onlar da çoğu büyük aşk filminde olduğu gibi sadece senaryonun gerektirdiği anlarda ortaya çıkıp gözden kaybolmayı bilen uslu çocuklardır. Söylemeden edemeyeceğim: “Doktor Jivago”da şöyle bir sahne vardır. Kara kış ortasında Jivago’yla Lara evde oturmaktadırlar. Dışarıda kurtlar ulumaya başlayınca duyarlı aşık Jivago sevgilisi Lara korkacak diye kaygılanır. Akla gelmeyen bir şey ise evde bulunan küçük kızlarıdır. O korkar mı, dehşete mi kapılır kimse umursamaz. İşte bugüne kadar hakları yenen bu çocuklar, romantik aşkların gerçek kahramanlarıdır! Onlar, hiç rol çalmazlar, hadlerini bilirler.
Ama büyüyünce sorun olabiliyorlar. Sylvia ile Ted’in kızı Frieda Hughes filmin yapımına karşı çıkmış ama engelleyememiş. Ted Hughes da Sylvia’yla ilgili konuşmamayı yeğlemişti. Yalnızca ölümünden kısa bir süre önce yayımladığı şiirlerinde ilişkilerinden söz etmişti. Ama bizler nedense ilgili şahısların bütün bu özel hayatlarını koruma çabalarını görmezden gelmeye devam ediyoruz. Ted Hughes’a kızabiliyoruz, çocuklarını koruma gerekçesiyle Sylvia Plath’ın yazdığı bazı defterleri yok ettiği için. Sanki yazı, gerçek hayatlardan daha değerliymiş gibi.
Sylvia ile Ted yaşadılar ve yazdılar. Bize yazdıkları kaldı. Ne yaşadıklarını ise ne bu filmle ne de başkalarıyla öğrenemeyeceğiz. Ama bu çabadan da vazgeçecek değiliz ilgili şahıslar ne kadar direnirlerse dirensinler. Eserleriyle yetinemeyeceğiz. Neden sahi?