TARİH:  17 Ekim 2009
GAZETE/DERGİ: Birgün


‘Bir zamanlar’ Amerika’da neler yaşandığına dair bir fikir edinmek için
1969’un Ağustos’unda New York eyaletinin kuzeyinde geniş bir açık alanda gerçekleştirilen Woodstock müzik festivali hâlâ bir efsane olmayı sürdürüyor. Geçtiğimiz yıllarda bu festivali yeniden canlandırma girişimleri oldu fakat özlemin eski tadının olmadığını yeniden kanıtlamaktan öteye gitmedi bu organizasyonlar. ‘Özgür Woodstock’ın bize anlattığı hikâye o dönemin gerçekten de insanlara bir özgürleşme imkânı sunduğu. Her şeyin olabilir ve yapılabilir oluşu ve bunun deneyimlenmesinin birçok insanı gerçekten dönüştürdüğü. Fakat film başka  bir şeye daha değiniyor, o da Woodstock’ta belirleyici rolü oynayanın para olduğu gerçeği. Woodstock’ın baştan itibaren parasal ilişkiler çerçevesinde şekillendiğini ve kapitalizmin sınırlarını zorlayıcı hiçbir nitelik taşımadığını da söylüyor bu film bize. Dolayısıyla Woodstock’ın yeniden yapılan organizasyonlarına getirilen eleştirilerin başlıcası olan ‘her şey ticarileşti’ savının aslında zaten baştan beri orada olduğunu gözümüze sokuyor film. Belki de yeni Woostock’larda fazla olan paranın belirleyiciliği değil, eksik olan özgürleştirici deneyimlerin yaşanmamış olduğuydu. Nitekim film aslında sadece geleceği bilenlerin karamsarlığını görebileceği bir sona ulaşıyor. Festivalin organizatörü Michael Lang bir sonraki planının Rolling Stones’un Altamont’ta vereceği konseri organize etmek olacağını söylüyor. Bu konsere Hell’s Angel adlı grubun şiddeti damgasını vurmuş ve konser 68’in sonunun geldiğinin ilanına dönüşmüştü. Aslında bütün 68’i (Batı’da), postmodernist durumun başlangıcı olarak görenlere galiba hak vermek gerekiyor. Kapitalizmle ciddi bir çatışmaya girmeyen, tersine tam da sistemin içinde yer alan ve liberalizmi en uçlara taşıyan bir kitle olarak görülüyor Woodstock kuşağı. Yine de bu çabada insanı rahatlatan, gevşeten bir şeyler olduğu da açık.
Filmin bunların dışında çok akılda kalıcı bir yanı doğrusu yok. Hiçbir ilişki ya da karakter yeterince işlenmiyor veya iz bırakmıyor. Dramatik gelişmeler yarım yamalak kalıyor. Film keyifle izleniyor ama seyirciyi hiç derinden yakalamıyor ve sarsmıyor. Hatta birçok şey karikatür düzeyinde kalıyor. Olsun, ‘bir zamanlar’ Amerika’da neler yaşandığına dair bir fikir edinmek için bu filmi izlemekte yarar var. Ama beklentiniz festivalde gerçekleşen konserlere dair bir şeyler görmekse, hayal kırıklığına uğrarsınız, çünkü yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2020 -CuneytCebenoyan.com