TARİH:  27 Eylül 2008
GAZETE/DERGİ: Birgün

CanneslIca’da blue-ray’li bir gece: Bazı meslektaşlarımız Cannes’da kırmızı halı maceraları yaşarken, benim de içinde bulunduğum bir grup eleştirmen çarşamba akşamı Kanlıca önlerinden tekneyle süzülüp geçiyordu. Kıyıda ne halı ne de kilim serilmişti bizim için; biz de teknede kalmayı yeğledik. DVD şirketi Tiglon blue-ray disc adlı high-definition teknolojisini tanıtmak için düzenlemişti zaten bu geziyi ve teknede yapılacak işimiz vardı. Blue-ray disc’ten film seyredince teknolojinin gittiği yönün, “film sinemada seyredilir” sözünü yanlışlar nitelikte olduğunu gördüm. Uzun zamandır, sinemalarımızda kusursuz bir film gösterimine şahit olmadım desem, çok da abartılı olmaz. En iyisinde bile, netlik ayarı altyazıya göre yapıldığından mıdır nedir, yakın planlar netken, genel planlar son derece bulanık kalıyor. Blue-ray’i görmesem, netlik nedir bilmiyorum, bozuk görüyorum filan diyeceğim. Blue-ray neredeyse gerçeküstü denebilecek kadar büyük bir netlik sağlamış. Fakat blue-ray disc fiyatları o kadar pahalı ki, şu an sadece zenginlere hitap edebilir. Bir film 50 YTL civarında! Asgari ücret ne kadardı? Yaşınıza göre net 430 ile 500 YTL arasında. Kültür sadece ayrıcalıklı bir kesimin hizmetinde. Cannes yerine, Kanlıca’ya gitmek insana böyle servet düşmanı şeyler yazdırıyor işte!

(*) 1973 tarihli ‘Electra Glide in Blue’ adlı film ülkede bu adla oynamıştı. ‘Blue ray’ de ‘mavi ışık’ demek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2020 -CuneytCebenoyan.com