TARİH:  15 Ağustos 2009
GAZETE/DERGİ: Birgün

TIKANMA
‘Tıkanma’ seks düşkünlüğü denilen insani duruma değin bir şeyler söyleme çabasıyla takdire değer bir iş olsa da, sonuç olarak doyurucu bir film olmayı başaramıyor
‘Bir Kadının Seks Günlüğü’nü izlemiştik yakın bir geçmişte. Seks düşkünü bir kadının hikâyesini, seksi bayağı sömürerek anlatıyordu sözkonusu film. Yine de seks düşkünlüğünün ardında sevilemeyeceğine yönelik bir saplantının olduğunu, bütün bu sevgiden kaçışın ardında yine de sevgi arayışının varlığını hissettirmişti film, bütün yüzeyselliğine rağmen. ‘Tıkanma’nın erkek kahramanı Victor (Sam Rockwell) da aynı soruna sahip, yani o da bir seks bağımlısı. Victor, terapi gruplarında bile kendi gibi bağımlılarla seks yapma fırsatlarını kaçırmıyor. Viktor’un travmalarla dolu bir geçmişi var. Babasız yetişmiş bir kere.
Annesi babasının kendisini sevmediğine ve terk ettiğine dair uyduruk bir hikâyeye inandırmış onu. Victor sık sık annesinin yanından alınıp, bakıcı ailelerin ayanına veriliyor fakat her seferinde uyuşturucu bağımlısı ve tam bir serseri olana annesi tarafından yeniden kaçırılıyor.

İNSANİ DURUMLAR
Filmin geçtiği zaman diliminde ise anne artık Alzheimerli bir hasta ve bir bakım evinde kalıyor. Victor eski Amerika’yı canlandıran bir tematik köyde oyunculuk yapıyor. Ayrıca lokantalarda boğazına yiyerek kaçırarak boğulma numaraları yapıyor. Kendisini kurtaranlar artık kendilerini Victor’dan sorumlu hissediyorlar ve parasal yardımda bulunuyorlar. Victor’un bu girişimlerden elde ettiği tek şey para değil bence gerçi.
O,  kendisinin sorumluluğunu üstlenen, ona sahip çıkan baba figürleri de ediniyor böylece. Gerçek hayatta yaşayamadığı bir sahip çıkılma duygusunu yaşıyor. Derken Victor’un annesi, ona gerçek babasının aslında anlattığı kişi olmadığını söylüyor. Victor hayatına dair gerçeği keşfetmeye çalışıyor ve bu sırada hastanede çalışan bir kadın doktorla yakınlaşıyor.
‘Tıkanma’ seks düşkünlüğü denilen insani duruma değin bir şeyler söyleme çabasıyla takdire değer bir iş olsa da doyurucu bir film olmaktan uzak. Filmde bir ucuza çıkarılmışlık hissi var baştan sona. ‘Dövüş Kulübü’nün yazarı da olan Chuck Palahniuk’un romanından uyarlanan bu filmin daha çarpıcı, daha ısırgan olmasını bekliyor insan. Sahneye ne zaman doktor kılığında dolaşan bir hasta olan Paige (Kelly McDonald) girse film ilgici çekici hale geliyor ama asıl hikâye Victor’un ve o hikaye de seyirciyi yeterince içine çekemiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2020 -CuneytCebenoyan.com